
Aşure gününüde olan olaylar,Aşure günü ve önemi,Aşure günü ve fazileti,Aşure günü ve en geniş bilgileri,Aşure günü ile alakalı aradığınız herşeyi bulabileceğiniz bir paylaşım
Aşüre Günü Nedir,Niçin Ogüne Aşure Denilmiş?
“Åžehrullahi’l-Muharrem” olarak meÅŸhur olan, yani “Allah’ın ayı Muharrem” olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coÅŸtuÄŸu ve bollaÅŸtığı bir aydır.
Allah’ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduÄŸu için Peygamberimiz tarafından bu ÅŸekilde ifade edilmiÅŸtir.
Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeÅŸit ikramda bulunmuÅŸ ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduÄŸunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan “On geceye yemin olsun” ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduÄŸu beyan edilmektedir.1
Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.
Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiÄŸi içindir. Hadis kitaplarında geçtiÄŸine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on deÄŸiÅŸik ikram ve ihsan ettiÄŸi içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mûcize ihsan etmiÅŸ, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiÅŸtir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a.s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiÅŸtir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oÄŸlu Hz. İsmail o gün doÄŸmuÅŸtur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oÄŸlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye baÅŸlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.2
Hz. ÂiÅŸe’nin belirttiÄŸine göre, Kâbe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde deÄŸiÅŸtirilirdi.
İşte böylesine mânâlı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlanagelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır.
Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Medine’ye hicret buyurduktan sonra orada yaÅŸayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
“Bu ne orucudur?” diye sordu.
Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun’u boÄŸdurduÄŸu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuÅŸtur” dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselâm da, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyâya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.3
Âşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslâm öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
“Âşûrâ, KureyÅŸ kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuÄŸu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicrnet edince bu orucu devam ettirmiÅŸ ve baÅŸkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.” ‘Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. “İsteyen tutar, isteyen terk edebilir” buyurdu.4 Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu meâlde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:
“Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?”
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiÅŸ ve o günde baÅŸka bir kavmi de affedebilir” buyurdu.5
Yine Tirmizî’de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuÅŸlardır:
“Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.”6
“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”7 hadis-i ÅŸerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazalî, “Muharrem ayı Hicrî senenin baÅŸlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir”8 demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiÅŸtir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivâyet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, âşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan baÅŸka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaÅŸatılması isâbetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komÅŸularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü’minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiÅŸtir.
Bir hadiste şöyle buyurular: “Her kim Âşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve geniÅŸlik ihsan eder.”9 Bu âile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komÅŸular da girmektedir. Fakat, bunun için fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem’ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ’da hünharca ÅŸehit edilmiÅŸtir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Kûfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber veridiÄŸi bu ciÄŸerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin’i Cennet gençlerinin efendisi olma ÅŸanına yüceltmiÅŸtir.
Åžehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaÅŸmıştır, Yüce Allah’ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir ÅŸekilde vereceÄŸinden şüphemiz yoktur. Kaderî hükme boyun eÄŸen her mü’min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soÄŸukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taÅŸkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir “yas merasimi” haline dönüştürmek ehl-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.
Enbiya-i Mürselin ile alakalı birçok hadiseler bu yada zuhur ettiği için bu aya ‘’Şehrul Enbiya’’(aleyhimüsselam) buyrulmuştur.(Ruhul Beyan c.4 syf:83)
Bu ayın ilk on günü oruç tutup,onuncu günü Aşure ile iftar eden kimsenin Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin efendilerimiz ile beraber Cennete gireceği ümit edilir.Böyle yapmayanlara 8,9,10.günleri oruç tutmak tavsiye edilmektedir.Bu ayda Perşembe,Cuma,c.tesi günleri peş peşe oruç tutana 900 senelik oruç sevabı ihsan olunacağı müjdelenmiştir.
Aşure gününün orucu ise Hadis-i Şerifte ifade edildiği gibi;
‘’Ramazan-ı Şerif orucundan sonra tutulan en kıymetli oruçtur.’’(Tergıb c:2,syf:465)
Ramazan-ı şerif orucu farz kılınmadan önce Aşure orucu farz idi.Ondan sonra ise Efendimiz(s.a.v)’in hemen hemen hiç terk etmediği bir sünneti oldu.
Fıkıh kitaplarında,tavsiye edilen diğer bitin oruçlar ‘’nafile’’diye zikredilirken,Aşure gününün orucu; ‘’sünnet oruç’’ diye adlandırılmıştır.Bu da onun kuvvetine işarettir.Bu oruç hakkında Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur:
‘’Aşure gününün faziletine kavuşmaya çalışınız.Çünkü o,Allahu Teala’nın günler arasında seçtiği mübarek bir gündür.O günde oruç tutana,Allah nezdinde bulunan meleklerin,peygamberlerin,şehitlerin ve salihlerin ibadetleri kadar sevap verilir’’ (Şir’atul İslam şerhi syf:217)
Eshabı kiramdan Muavviz kızı Rubeyyi rivayet etmiştir:’’ Aşure gününün kuşluk vaktinde Medine civarındaki Ensar köylerine Rasulallah(s.a.v) şöyle haber göndermiştir:
‘’ Kim oruçlu olarak sabahladıysa;orucunu tamamlasın.Kim de oruç tutmadıysa;günün kalanını o güne hürmeten oruçlu gibi tamamlasın.’’
Peygamber efendimiz(s.a.v) aşure günü orucunu tavsiye buyurmuş, ancak bu günde Yahudilerin de oruç tuttuğundan onlardan ayrılmak ve onlara benzememek için 9. veya 11.günleriyle beraber tutmayı tavsiye buyurmuştur.(İmam-ı Gazali/Mukaşefetul-Kulub tercümesi syf:699)
Bazı büyükler; ‘’aşure günü vahşi hayvanlar bile bir şey yemez’’,demişlerdir.
Zühretü’rriyad adlı eserde bildirildiğine göre;avcı eline düşen bir geyik,Rasulallah(s.a.v) efendimizden,yavrularını emzirip gelmek için,şefaat istedi.Efendimiz(s.a.v) avcıya bu hususu teklif etti.Avcı akşamdan evvel gelmesini isteyince,geyik;
‘’Bu gün aşure günüdür.Bu güne hürmeten yavrularımızı gündüz emziremeyiz’’,dedi.Bunun üzerine avcı:
‘’Ya Rasulallah,bu geyiği zat-ı şeriflerinize hediye ettim,dilediğinizi yapınız’’,dedi.Efendimiz(s.a.v)’de geyiği salıverdi.(Şir’atul İslam şerhi syf:217)
Bir geyik kadarda olsa bu güne saygı gösteremezmiyiz..?
Aşure gününün orucu hakkında ehemmiyetine binaen Efendimiz(s.a.v):
‘’Arefe günü oruç tutanın,gelecek sene ile geçmiş senesinin günahları bağışlanır.Aşure günü oruç tutanın ise bir senelik günahı bağışlanır’’buyurmuştur.(Tergıb C:2 syf:466)
İbn-i Abbas(r.anh)’ın rivayet ettiği bir başka hadis-i şerifte;
‘’Muharremi şerifin 10.günü oruç tutana,10 melek,10 bin şehit,10 bin hac ve umre sevabı verilir.O gün bir yetimin başını okşayana,yetimin başındaki kıllar sayısınca Cennette derece ihsan edilir.O gün bir mü’mine iftar verene,bütün mü’minleri doyurmuş gibi sevap verilir’’
(Ruhul beyan C:4 syf:83-Şir’atul İslam şerhi syf:218)
‘’Her kim,aşure gününde Müslümanlardan 10 kişiye selam verirse,O kişi bütün Müslümanlara selam vermiş gibidir’’ (Şir’atul İslam şerhi syf:217)
‘’Kim ki Aşure günü zerre miktarı tasaddukta bulunursa;Cenab-ı Hak ona Uhut dağı kadar sevap verir.Ve kıyamet günü o sevaplar mizana konulur’’(Şir’atul İslam şerhi)
‘’Aşure günü boy abdesti alan,ölüm hastalığından başka hastalık görmez,O gün bir hastayı ziyaret eden bütün hastaları ziyaret etmiş gibi olur.Aşure günü bir kimseye su veren isyan etmemiş gibi,affolunur’’ (ali erol/aşure risalesi)
‘’Aşure günü iki defa boy abdesti alan kişinin gözlerinde ebediyen hastalık olmaz’’(Şir’atul İslam-Riyazüz salihin)
Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
‘’Kim ki aşure günü gusledecek olursa; anasından doğduğu gibi,Cenab-ı Hak onun günahlarını temizler’’(Şir’atul İslam)
Allah dostları bu işin hikmetini şöyle izah etmişlerdir:
‘’Aşure günü bütün sulara zemzem suyu karıştırılır.Bu nasıl olur? Denirse;nasıl ki,arzın bir cüzü olan insanoğluna bir damarından herhangi bir ilaç verilirse vücudundaki bütün kılcal damarlara varıncaya kadar o ilaç ulaşır.
Aynı şekilde arzın damarları,su kaynakları da birbirlerine bağlıdır.Aşure günü vazifeli melekler tarafından arzın bütün sularına zemzem suyu sirayet eder.Ve o gün bütün sularda zemzem bereketi olur.Yani o gün gusledene,ve içen bütün Müslümanlara biiznillah şifa olur.(Ruhul beyan C:4 syf:83)
Efendimiz(s.a.v),
‘’Kim akrabalarıyla ilişkisini kesmiş iken asure günü onları ziyaret ederse Allahu Teala ona Zekeriyya(a.s) ve İsa(a.s)’ın nasibini verir.Ve orta parmakla şehadet parmağının yakınlığı gibi Cennette o iki peygambere(aleyhimüsselam)komşu eder.(Şir’atul İslam)
Muharrem ayının birinci gününden onuncu gününe kadar 10 gün oruç tutmak ve 10. günü aÅŸure piÅŸirmek lazımdır. “Muharrem’in onuncu günü olan AÅŸure gününe kadar oruçla geçiren, Firdevs-i Âlâ’ya(En Kıymetli Cennet) varis kılınır.”Hadis-i Åžerif
“ALLAH’u Teâlâ C.C. ; AÅŸure gününü oruçlu geçirene; 1000 Hac, 1000 Umre ve 1000 Åžehid sevabı yazar ve kendisine doÄŸu ile batı arasındakilerin ecri verir. Bu kiÅŸi Hz. İsmail’in (A.S.) çocuklarından 1000 köle azad etmiÅŸ gibi olur. Kendisi adına Cennet’te 70.000 köşk kaydedilir.Ve ALLAH C.C. ONUN CANINI CEHENNEME HARAM KILAR.
Rivayete göre “AÅŸura gününü oruçlu geçirene 10.000 Melek sevabı verilir. O gün, İhlâs Sûresini 1000 kere okuyana ALLAH’u Teâlâ C.C. Rahmet nazarı ile bakar ve o kiÅŸi Sıddıklardan yazılır”
Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Muharrem ayı, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Muharremin birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]
Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hz. Âdem’in tevbesinin kabul olması, Hz. Nuh’un tufandan kurtulması, Hz. Yunus’un balığın karnından çıkması, Hz. İbrahim’in ateşte yanmaması, Hz. İdris’in canlı olarak göğe çıkarılması, Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’a kavuşması, Hz. Yusuf’un kuyudan çıkması, Hz. Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması, Hz. Musa’nın Kızıl denizi geçmesi, Hz. İsa’nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.
1- Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]
(Aşure günü oruç tutan o yıl tutamadığı [nafile] oruçlarının sevabına kavuşur.) [Deylemi]
(Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed]
(Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.) [Şir’a]
[Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]
Peygamber efendimiz bir gün öğleye doğru buyurdu ki:
(Herkese duyurun! Bugün bir şey yiyen, akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir şey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aşure günüdür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]
Peygamber efendimiz, bugün bir hurmayı mübarek ağzında ıslatıp çocukların ağzına verirdi. Çocuklar, Resulullahın mucizesi olarak akşama kadar bir şey yiyip içmezlerdi. Bugün bazı hayvanların bile bir şey yemediği bildirilmiştir. Bir avcı, Aşure günü, bir geyik yakaladı. Geyik, yavrularını emzirip akşamdan sonra dönmek üzere, avcının izin vermesi için, Resulullah efendimizden, şefaat istedi.
Avcı, geyiğin akşama kalmadan hemen gelmesini isteyince, geyik, (Bugün Aşure günüdür. Bugünün hürmetine yavrularımızı emzirmeyiz. Onun için akşamdan sonra gelmek için izin istedim) dedi. Bunu duyan avcı, geyiği Resulullaha hediye etti. O da, geyiği serbest bıraktı.
2- Sıla-i rahim yapmalı. Yani akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı.
Hadis-i şerifte, (Sıla-i rahmi terk eden, Aşure günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa’nın sevabı kadar ecre kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)
3- İlim öğrenmeli!
Hadis-i şerifte, (Aşure günü, ilim öğrenilen veya Allahü teâlâyı zikredilen bir yerde, biraz oturan, Cennete girer) buyuruldu. Bu gece ilim olarak, ehl-i sünnete uygun ilmihal okumalıdır. Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, kazası olan kaza namazı kılmalı. (Şir’a)
4- Sadaka vermek sünnettir, ibadettir.
Hadis-i şerifte, (Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)
(Bugün aşure ibadet) diye aşure pişirmek günahtır. Aşurenin bugüne mahsus ibadet olmadığını bilerek, bugün aşure veya başka tatlı yapmak günah olmaz, sevap olur. Bu inceliği iyi anlamalı. Tedavi niyetiyle sürme çeken bugün de sürmelenebilir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü ismidle sürmelenen, göz ağrısı görmez) buyuruldu. (Hakim)
5- Çok selam vermeli.
Hadis-i şerifte, (Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)
6- Çoluk çocuğunu sevindirmeli!
Hadis-i şerifte, (Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyheki)
7- Gusletmeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir’a)
8 – O gün, eve ufak-tefek erzak alınmalı, alınırsa bir sene boyunca evde bereket olur.
9- Dua Okunmalı,
10 defa şu duâ okunur:
“Sübhânallâhi mil’el mîzân. Ve müntehel-ılmi ve mebleÄŸar-rızâ ve zinetel-arÅŸ’
10- Namaz Kılınmalı
• Aşûre gününe mahsus olmak üzere kuÅŸluk vaktinde 2 rek’at namaz kılınır.
• Her rek’atte 1 Fâtiha-i ÅŸerîfe, 50 İhlâs-ı ÅŸerîf okunur.
• Namazdan sonra 100 defa:
“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhın ve İbrâhîme ve Mûsâ ve ÃŽsâ ve mâ beynehüm minen-nebiyyîne vel-mürselîn. Salevâtullâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn’
• Öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Beher rek’atte 1 Fâtiha-i ÅŸerîfe, 50 İhlâs-ı ÅŸerîf okunur.
• Namazdan sonra: 70 İstiğfâr-ı şerîf, 70 Salevât-ı şerîfe ve 70 defa:
“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym’ okunur.
• Ümmet-i Muhammed (s.a.v.)’in hidâyeti ve kurtuluÅŸu için duâ edilir.
Hz. Hüseyin, 10 Muharremde şehid edildi. O yüce imamın şehid edilmesi, elbette bütün müslümanlar için büyük musibet ve üzüntüdür. Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Hz. Hamza’nın şehid edilmeleri de, böyle büyük musibet ve üzüntüdür.
Fakat, Peygamber efendimiz, Hz. Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem [yas] tutmadı. Matem tutmayı da emretmedi. Matem yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Matem tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim]
(İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birincisi, birinin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.) [Müslim]
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem’ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ’da hunharca ÅŸehit edilmiÅŸtir.
Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiÄŸi bu ciÄŸerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin’i Cennet gençlerinin efendisi olma ÅŸanına yüceltmiÅŸtir.
Åžehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaÅŸmıştır. Yüce Allah’ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir ÅŸekilde vereceÄŸinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eÄŸen her mü’min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soÄŸukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taÅŸkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir “yas merasimi” haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.