|
  • Ana Sayfa
  • Genel Videolar
  • En Güzel İlahiler
  • Dini Videolar
  • Dini Bilgiler
  • İlahi Sanatçıları
  • İslami Sohbet Videoları
  • Popüler İlahiler


  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 votes, average: 5,00 out of 5)
    Loading ... Loading ...
    Hz Ömerin hayatı


    ilahi Yükleniyor dinle izle


    Hz Ömer efendimizin hayatı,Hz Ömerin fazileti,Hz Ömer hakkında hadisler ve en geniş bilgileri için lütfen tıklayınız.

    Hz Ömer (ra) Hazreti Ömer ve hayatı,Hz Ömerin Fazileti ÖMER B. HATTAB (r.a)
    İkinci Raşid Halife. İslâmı yeryüzüne yerleştirip, hakim kılmak için Resulullah (s.a.s)’ın verdiği tevhidî mücadelede ona en yakın olan sahabilerden biri. Hz. Ömer (r.a), Fil Olayından on üç sene sonra Mekke’de doğmuştur.581 yılında Mekkede dogmuştur.. Kendisinden nakledilen bir rivayete göre o, Büyük Ficar(Ficar savaşı Kays A’lân ile Kureyş arasında olmuştu. Bu savaş, Araplar arasında meydana gelen çatışmaların en şiddetlisi olmuştu.)..savaşından dört yıl sonra dünyaya gelmiştir..
    (İbnül-Esîr, Üsdül-Ğâbe, Kahire 1970, IV,146).

    Babası, Hattab b. Nüfeyl olup, nesebi Ka’b'da Resulullah (s.a.s) ile birleşmektedir. Kureyş’in Adiy boyuna mensup olup, annesi, Ebu Cehil’in kardeşi veya amcasının kızı olan Hanteme’dir (bk. a.g.e., 145).

    634 yılından 644 yılına kadar yani 10 sene halifelik yaptı…. *Hz. Ömer hilafet müddeti on sene, altı ay dört gündür. Hicretin 43. senesinde 63 yaşında vefat etmiştir
    *Hz. Ömer 8 erkek 4 kız çocuk babasıdır. Oğullarından Abdullah hadis ilmi, fıkıh bilgisi ve sünnete ittibası ile çok meşhurdur. Diğer oğlu Asım da ilim, fazilet, zühd ve takvası ile tanınmıştır. Kızlarından Hz. Hafsa ile Resulün zevcesi ve bizlerin de annesi olmakla şereflenmiştir..

    * En çok tekrar ettiği dualarından birisi: “ Allahım! Bütün amellerimi salih ve sırf senin rızan için hâlis kıl. Senin rızan dışında hiçbir şey koyma”

    * Peygamberliğin 6. senesinde 27 yaşında Müslüman oldu. Genelde 40. Müslüman olarak bilinir. Doğrusu 40. Erkek Müslüman’dır. Ondan evvel 39 erkek, 23 hanım Müslüman olmuştu.

    Hz. Ömer’in künyesi Ebu’l Hafs’tır

    Kaynaklar Hz. Ömer (r.a)’in müslüman olmadan önceki hayatı hakkında fazlaca bir şey söylemezler. Ancak küçüklüğünde, babasına ait sürülere çobanlık ettiği, sonra da ticarete başladığı bilinmektedir.
    O, Suriye taraflarına giden ticaret kervanlarına iştirak etmekteydi (H. İbrahim Hasan, Tarihul-İslâm, Mısır 1979, I, 210).

    Cahiliyye döneminde Mekke eşrafı arasında yer almakta olup, Mekke şehir devletinin sifare (elçilik) görevi onun elindeydi. Bir savaş çıkması durumunda karşı tarafa elçi olarak Ömer gönderilir ve dönüşünde onun verdiği bilgi ve görüşlere göre hareket edilirdi. Ayrıca kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkların çözümünde etkin rol alır ve verdiği kararlar bağlayıcılık vasfı taşırdı

    Müslüman oluşu..

    Efendimiz sav çarşamba günü ALLAH ım iki Ömer den birisiyle Din imizi kuvvetlendir …Diye dua buyurdular..perşembe günü bigün sonra hz Ömer iman etti..

    Hz. Hamza’nın Müslüman olmasından üç gün sonra, Ebû Cehil, müşrikleri toplayıp dedi ki:

    - Ey Kureyş! Muhammed, putlarımıza dil uzattı. Bizden önce gelen atalarımızın Cehennemde azâb gördüklerini, bizim de oraya gideceğimizi söyledi! Onu öldürmekten başka çâre yoktur! Onu öldürecek kişiye, yüz kızıl deve ve sayısız altın vereceğim!

    Bir anda Hattâboğlu yerinden fırlayarak dedi ki:

    - Bu işi Hattâboğlundan başka yapacak yoktur.

    - Haydi Hattâboğlu! Görelim seni! Bu işi senden başka yapabilecek kimse yoktur.

    Hattâboğlu Ömer, kılıcını kuşanarak yola düştü. Giderken Nu’aym bin Abdullah’a rastladı.

    Yolda Nuaym bin Abdullah kendisine sordu:

    - Yâ Ömer, böyle şiddet ve hiddetle nereye gidiyorsun?

    - Milletin arasına nifâk sokan, kardeşi kardeşe düşüren bir kimseyi öldürmeye gidiyorum.

    - Yâ Ömer, güç bir işe gidiyorsun. Onun Eshâbı çevresinde pervane gibi dönmektedir. Ona birşey olmasın diye titremektedirler. Onun yanına yaklaşıp, zarar veremezsin!

    Yakınlarınla uğraş

    Bu söze çok hiddetlenen Hz. Ömer kılıcına sarıldı:

    - Yoksa sen de mi onlardansın? Önce senin işini bitireyim.

    Nuaym bin Abdullah cevap verdi:

    - Sen benimle uğraşacağına, kardeşin Fâtıma ile enişten Saîd’in yanına git! Onlar, çoktan Müslüman oldular. Sen önce kendi yakınların ile uğraş!

    - Hayır, onlar Müslüman olamazlar.

    - Bana inanmazsan, git evlerine, kendilerine sor!

    Bunun üzerine Hz. Ömer, kardeşini merak edip, öfkeyle hemen evlerine gitti. O sıralarda Tâhâ sûresi yeni nâzil olmuş, eniştesi Saîd ile kızkardeşi Fâtıma bunu yazdırıp, Hz. Habbâb bin Eret adındaki sahâbîyi evlerine getirmiş, okuyorlardı.

    Hattâboğlu Ömer, kapıdan bunların sesini duydu. Kapıyı çok sert çaldı. Onu, kılıcı belinde kızgın görünce, yazıyı saklayıp, Hz. Habbâb’ı gizlediler. Sonra kapıyı açtılar. İçeri girince sordu:

    - Ne okuyordunuz?

    - Bir şey okumuyorduk.

    - Hayır, okuyordunuz. İşittiğim doğru imiş. Siz de O’nun sihrine aldanmışsınız!

    Niçin utanmazsın?

    Hz. Sa’îd’i yakasından tutup, yere attı. Kardeşi, efendisini kurtarayım derken, onun yüzüne de öfkeli bir tokat indirdi. Yüzünden kan akmaya başladığını görünce, kardeşine acıdı. Fâtıma’nın canı yanmış, kana boyanmış idi. Fakat îmân kuvveti, kendisini harekete getirip, Allahü teâlâya sığınarak dedi ki:

    - Yâ Ömer! Niçin Allahtan utanmaz, âyetler ve mu’cizeler ile gönderdiği Peygamberine inanmazsın? İşte ben ve zevcim, Müslüman olmakla şereflendik. Başımızı kessen de bundan dönmeyiz.

    Sonra Kelime-i şehâdeti okudu. Hattâboğlu Ömer, kızkardeşinin bu îmânı karşısında birden yumuşadı ve yere oturdu. Yumuşak sesle dedi ki:

    - Hele şu okuduğunuz kitabı çıkarın.

    - Sen temizlenmedikçe, onu sana vermem.

    Ömer bin Hattâb gusül abdesti aldı. Ondan sonra Fâtıma, âyet-i kerîme yazılı sahifeyi getirdi. Ömer bin Hattâb güzel okurdu. Tâhâ sûresini okumaya başladı. Kur’ân-ı kerîmin fesâhatı, belâgatı, ma’nâları ve üstünlükleri kalbini gitgide yumuşattı.

    (Göklerde ve yeryüzünde ve bunların arasında ve yedi kat toprağın altındaki şeyler hep O’nundur) [Tâhâ: 6] meâlindeki âyet-i kerîmeyi okuyunca, derin derin düşünceye daldı. Dedi ki:
    Ve sonra hz Ömer

    - Yâ Fâtıma! Bu bitmez tükenmez varlıklar, hep sizin taptığınız Allahın mıdır..?

    - Evet, öyle ya! Şüphe mi var?

    - Yâ Fâtıma! Bizim binbeşyüz kadar altından, gümüşten, tunçtan, taştan oymalı, süslü heykellerimiz var. Hiçbirinin, yeryüzünde bir şeyi yok.Şaşkınlığı büsbütün artmıştı. Biraz daha okudu.

    (Allahü teâlâdan başka ibâdet edilecek, tapılacak hak bir ilâh, bir ma’bûd yoktur. En güzel isimler O’nundur) [Tâhâ: 8]

    meâlindeki âyet-i kerîmeyi düşündü. Sonra şu ayetler okundu..:

    “Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ı tesbîh ederler. Yegâne galip ve hikmet sahibi olan O’dur. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur, hem diriltir, hem öldürür. O her şeye hakkıyla kâdirdir. O her şeyden öncedir. Kendisinden sonra hiç bir şeyin kalmayacağı Son’dur, varlığı aşikârdır, gerçek mâhiyeti insan için gizlidir, O her şeyi bilir”… (el- Hadîd Sûresi, 1-3)

    ve Hakîkaten, ne kadar doğru.diye söylendi…

    Bu âyet-i kerîme ve bu duâ, Hattâboğlu Ömer’in kalbindeki düşmanlığı sildi, süpürdü. Hemen;

    - Resûlullah nerede? Beni, Resûlullaha götürür müsünüz? dedi. Zîrâ kalbi, Resûlullaha tutulmuştu.

    Ömer bin Hattâb’ın Resûlullahı görmek için yola çıktığı sırada, Resûl-i ekrem, Hz. Erkâm’ın evinde Eshâbına nasîhat veriyordu. Hattâboğlu Ömer’in geldiği, Erkâm’ın evinden görüldü. Kılıcı da yanında idi. Heybetli, kuvvetli olduğundan, Eshâb-ı kirâm, Resûlullahın etrafını sardı. Hz. Hamza dedi ki:

    - Ömer’den çekinecek ne var, iyilik ile geldi ise, hoş geldi. Yoksa o kılıcını çekmeden başını uçururum.
    Resûlullah efendimiz buyurdu ki:

    - Yol verin, içeri gelsin!

    Ömer ile kuvvetlendir

    Habbâb bu sözü işitince, gizlendiği yerden fırladı ve tekbîr getirdikten sonra müjdeyi verdi:

    - Müjde yâ Ömer! Resûlullah efendimiz Allahü teâlâya duâ ederek, “Yâ Rabbî! Bu dîni,İki Ömerden Ebû Cehil yahut Ömer ile kuvvetlendir, buyurdu. İşte bu devlet, bu saâdet sana nasîb oldu.

    Îmâna gel yâ Ömer!

    Cebrâil aleyhisselâm, daha önce, Ömer bin Hattâb’ın îmân etmek için geldiğini ve yolda olduğunu haber vermişti. Resûlullah efendimiz, onu, tebessüm buyurarak karşıladı. Ömer bin Hattâb, Resûlullahın önünde diz çöktü. Resûlullah efendimiz, onu, kolundan tutup buyurdu ki:

    - Îmâna gel, yâ Ömer!

    O da temiz kalb ile Kelime-i şehâdeti söyledi. Eshâb-ı kirâmın, sevinçten söyledikleri tekbîr sesleri göğe yükseldi.

    Hz. Ömer, Müslüman olduktan sonraki hâlini şöyle anlattı:

    “Müslüman olduğum zaman, Eshâb-ı kirâm, müşriklerden gizlenir ve ibâdetlerini gizli yaparlardı. Bu duruma çok üzüldüm ve Resûlullaha suâl ettim:
    Ömer:
    -”Kaç kişiyiz”? diye sordu.
    -”Seninle 40 olduk,” dediler. Ömer: ve gene sordu

    - Yâ Resûlallah! Biz hak üzere değil miyiz?

    - Evet. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, ister ölü ister diri olunuz, muhakkak hak üzerindesiniz.

    - Yâ Resûlallah! Mâdem ki biz hak üzerinde, müşrikler de bâtıl yoldadırlar, o hâlde ne diye dînimizi gizliyoruz? Vallahi biz, dîn-i İslâmı, küfre karşı açıklamaya daha haklı ve daha lâyıkız. Allahü teâlânın dîni, Mekke’de, hiç şüphesiz üstün gelecektir. Kavmimiz bize karşı insaflı davranırlarsa ne âlâ, yok taşkınlık etmek isterlerse, kendileriyle çarpışırız.

    Yâ Resûlallah! Seni hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemîn ederim ki, hiç çekinmeden ve korkmadan, oturup İslâmı anlatmadığım bir müşrik topluluğu kalmayacaktır. Artık ortaya çıkalım.Kabûl buyurulunca,
    Kureyş, Dâru’n-Nedve’de sonucu merak içinde beklemekteydi. Müslümanların toplu halde Harem-i Şerîf’e ilerlediğini görünce:
    -”İşte Ömer, hepsini önüne katmış getiriyor… ” dediler.

    Hz ömer Efendimiz anlatıyor.. iki saf hâlinde Harem-i şerîfe doğru gidildi… Safların birinin başında Hamza, diğerinin başında da ben vardım. Sert adımlarla, toprağı un edercesine, Mescid-i harâma girdik. Kureyşli müşrikler, bir bana, bir Hz. Hamza’ya bakıyorlardı.”Onlarda zanıyorduki Ömer hepsini önüne kattı da putlara getirdi..Ama Hz Ömer birden Kükredi…

    Beni bilen bilir

    Hz. Ömer’in bu gelişi üzerine, Ebû Cehil ileri çıkıp, “Yâ Ömer! Bu ne hâldir?” deyince, Hz. Ömer hiç aldırış etmeden Kelime-i sehâdet getirdi:

    - Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh!

    Ebû Cehil ne diyeceğini şaşırdı. Donup kaldı. Hz. Ömer bu müşrik gürûhuna dönerek dedi ki:

    - Ey Kureyş! Beni, bilen bilir! Bilmeyen bilsin ki, ben Hattâboğlu Ömer’im. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen yerinden kıpırdasın! Kımıldayanı, kılıcımla doğrayıp yere sererim!

    İşte bu olaydan sonra faruk lakabını bizzat MEVLA kendisine takıyor…

    İman ettikten sonra Efendimiz in emrinden hiç çıkmamış ve her zaman destekçisi olmuştur.Mekke deki sıkıntılardan sonra kendisine hicret etmesi gerektigi dendiginde..Kabul etmiş ve
    .Hz. Ali (r.a) onun hicretini su sekilde anlatmaktadir: “Ömer’den baska gizlenmeden hicret eden hiç bir kimseyi bilmiyorum.

    O, hicrete hazirlandiginda kilicini kusandi, yayini omuzuna takti, eline oklarini aldi ve Kâ’be’ye gitti. Kureys’in ileri gelenleri Kâ’be’nin avlusunda oturmakta idiler. O, Kâ’be’yi yedi defa tavaf ettikten sonra, Makâm-i ibrahim’de iki rek’at namaz kildi.

    Halka halka oturan müsrikleri tek tek dolasti ve onlara; “Yüzler pislesti. Kim anasini evladsiz, çocuklarini yetim, karisini dul birakmak istiyorsa su vadide beni takip etsin” dedi. Onlardan hiç biri onu engellemeye cesaret edemedi (Suyûtî, a.g.e., 130). Bunun içindir ki Ibn Mes’ud; “Onun hicreti bir zaferdi”buyurdu..

    Efendimizle beraber bedir uhud hayber ve hendek te bulunmuştu İslam ın yayılmasında malıyla canıyla savaştı…Hatta Efendimiz e ben nerede günah işledimse oralarda sevap işliyip onları telafi edecegim derdi..Bedir savaşında bir ara, İslâm askeri zorlanmaya başladı. Bunun üzerine, Peygamber efendimiz, Sa’d ve Sa’îd hazretlerini gönderdi. Sonra Hz. Ebû Zer’i gönderdi. Daha sonra da Hz. Ömer’i gönderdi. Bir saat geçtiği hâlde, zorlanma devam ediyordu.ama hz Ömer in gitmesiyle ALLAH ın yardımı ile bedirde güzel neticeler elde edildi…

    Malumunuz Hz ebu Bekir Efendimiz in İslam kim yardım edecek malını getirerek cihad için kim destek olacak buyruguna ilk uyan Hz ebu Bekir dir..Daha sonra bu adalet güneşi hz Ömer malının yarısını getirmiş ve Efendimiz e teslim etmiştir…

    Onun görüşlerini haklı çıkaran 18 ayeti kerime gelmiştir…Bunlardan bazıları şunlardır…

    Bedir savaşı sonrasında esirlere yapılan muamelede Efendimiz sahabesinin fikrini aldılar ve içtihat yaptılar..Lakin içtihatta Hz ömer in görüşü yoktu..O onları öldürelim onlar ALLAH ve RASUL üne isyan ettiler demişti..
    Bunun üzerine ALLAH seni af etsin onları neden saldın ayeti nazil oldu

    ..ama bakın önce af sonra neden saldın dendi Efendimize o esnada hz Ömer ile bi sahabe nin görüşünü destekledi Mevla… Ve Efendimizle hz ebu Bekir bi agaç altında aglıyorlardı hz Ömer gördü onları ve..Neden aglıyorsunuz diye sordu bunun üzerine efendimiz sav buyurduki,ey Ömer Allah cc azabı yolladıda şu dağdan geri döndü ona ağlıyoruz deyince Hz ömerde onlarla ağlamıştır

    Sahabenin içersinden geçen annelerimizin halini tasvip etmezdi Efendimiz e Ya RASULALLAH annelerimiz buralardan geçmesin sakınsınlar biraz diye fikir belirtmişti..Bunun üzerine EFENDİmİz sav ya ömer ben hata lı bi iş yapıyor olsaydım ALLAH cc beni uyarırdı buyurdu onun için ayet yok bende ses etmiyorum buyurdu bunun üzerine gene hz Ömer i destekleyen şu ayet geldi..

    53- Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. Onlardan (peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. Allah’ın Resûlü’ne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Çünkü böyle yapmanız, Allah Katında çok büyük (bir günah)tır.((ahzap süresi))

    Ve gene munafıkların başı olan abdullah bin ubey geberdiginde Efendimiz adamı çok diye onun cenazesini kıldırmak istedi belki geridekiler iman eder diye bu sefer hz Ömer Efendim bunun cenazesinimi kıldıracaksınız olmaz kıldırmayın dedi gene Efendimiz ya Ömer karıştırma dur şimdi ayet yok evet kıldırmam gerekmiyorsa ayet olur sen üzme canını bunun adamları bol kabilesi geniş onları İslam a alırız deyin ce hz Ömer tabut un önüne geçti ve tekrar olmaz Ya RASULALLAH bu münafıgın cenazesini kıldırmayın dedi ve ayet geldi hz Ömer i destekledi ..

    MEVLA HABİB im sana ve müminlere kafirlerin munafıkların cenazesini kılmak ve onların kabirlerine gitmek yakışmaz buyurdu..

    Bir diger olay da sahabelerin içkili namaza gelmesi idi Cenabı Hak içkiyi birden haram etmemişti agır gelir diyerek önce içkiden sogumaları için ayetler yolladı
    önce.
    İçki ve kumardan sorarlar deki onlarda hem zarar hemde fayda vardır.Ama zararı faydasından büyüktür..bkr 219

    Buyurmuş lakin haram etmemiştir..

    Bu sefer Hz Ömer Ya RASUL ALLAH bunu RAB bimiz haram etse ne güzel olurdu bu sahabeniz ayakta duramıyor ama namaza duruyor demişti..
    bunun üzerine ..
    4/43- Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar,namaza yaklaşmayın buyruldu..

    Ve daha sonra Hz Ömer biraz daha olsa tam olacak derdi ve nihayet.. toptan haram eden ayetler geldi..

    5/90- Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?(maide 90..91)

    Ve nihayet hz Ömer şimdi oldu bu iş tamamdır demişti.))

    Adaleti uygulamada hiç tavizi yoktu ..bir keresinde bir yahudi ile bi munafık bi arsa meselesi yüzünden EFENDİMİz e gitmişler..

    Hz. Ömer, Medine’ye hicretle şereflenen, Allah’ın övdüğü muhacirlerden ve ilk iman edenlerden olduğu için Cennetliktir. İşte âyet-i kerime meali:

    (Muhacirlerin ve Ensarın önce imana gelenlerinden ve Onların yolunda gidenlerden Allah razıdır. Onlar da Allah’tan razıdır. Allah, Onlar için Cennetler hazırladı.) [Tevbe 100]

    Hz. Ömer, Eshab-ı kiramdan olduğu için Cennetliktir. İşte âyet-i kerime meali:

    Mü’minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va’detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır..
    (Allah, [Eshab-ı kiramın] hepsine de en güzeli [Cenneti] vaad etmiştir!) [Nisa 95]

    Mü’min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah’a ve Resûlü’ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir. (Hucurat Suresi, 15

    Hz. Ömer, ağaç altında söz verenlerden olduğu için Cennetliktir. İşte âyet-i kerime meali:

    Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir. (Fetih Suresi, 10)

    (Ağaç altında, sana söz veren müminlerden, Allah razıdır.) [Fetih 18]

    Hz. Ömer, Bedir savaşına katılanlardan olduğu için Cennetliktir. İşte Bedir ehline katılan müslümanların şânı için bir hadis-i şerif meali:

    (Bedir savaşına katılan müslümanlar Cennetliktir.) [Dare Kutni]

    (İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve [hicret eden eshabı] barındırıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır.) [Enfal 72]

    Eshab-ı kiramın birbirine karşı çok merhametli olduğunu bildiren bir âyet-i kerime meali de şudur:

    48/29- Muhammed, Allah’ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah’tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp-isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat’taki vasıfları budur: İncil’deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup-boy atmış (ki bu,) ekicilerin hoşuna gider. (Bu örnek,) Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va’detmiştir.

    Hz. Ömer, Peygamber efendimizin kayınpederi olmakla, mübarek kızı Hafsa validemiz de müminlerin annesi olmakla şereflendi. Bu nimet ve şeref vesilesiyle de Cennetliktir.

    Bir âyet-i kerime meali:

    (Resulullahın zevceleri müminlerin anneleridir.) [Ahzab 6]

    33/23- Mü’minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler
    Çünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mükafaatlandıracak, münafıkları da dilerse azaplandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir

    İşte o erkekler ancak Ömer gibileridir..

    Efendimiz Sav yaratıldıgında yanında 4 tane nur belirdi bunlar 4 sahabeydi..Ve bunların vasfı işaretleri Tevrat ve İncil de var…

    Resulullah ile akraba olmak şerefi çok büyüktür. İmanlı olan her akrabası muhakkak Cennetliktir. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

    (Allahü teâlâ bana söz verdi ki, kızlarını aldığım ve kızlarımı verdiğim aileler, Cennette benimle beraber olacaktır.) [Deylemi]

    Ve gene buyurdularki..
    (Allahü teâlâ, beni insanların en asilzadesi olan Kureyş kabilesinden seçti ve bana onların arasından en iyilerini eshab [arkadaş] olarak ayırdı. Bunlardan birkaçını bana vezir olarak ve din-i İslamı, insanlara bildirmekte, yardımcı olarak seçti.

    Bunlardan bazılarını da Eshar, [zevce, kayınpeder, kayınvalide, kayınbirader ve baldız gibi kadın tarafından akraba] olarak ayırdı. Bunlara sövenlere, iftira edenlere, Allahü teâlânın ve bütün meleklerin ve insanların laneti olsun! Allahü teâlâ, kıyamet günü, bunların farzlarını ve sünnetlerini kabul etmez.) [Hakim]

    (Esharımın [zevce tarafından olan hısımlarımın] Cennetlik olmasını istedim. Rabbim de bu isteğimi kesin olarak kabul etti.) [Hakim]

    (Benimle evlenen veya kız alıp verdiklerim, Cehenneme girmez.) [Deylemi, İ.Neccar]

    Sırf bu hadis-i şerifler bile Hz. Ömer’in Cennetlik olduğunu göstermektedir.

    Diger hadislerde…

    **(Ömer Cennettedir.) [Tirmizi, İbni Mace,)

    **(Benden sonra Peygamber gelmeyecek. Eğer gelseydi, Ömer Peygamber olurdu.) [Deylemi, İ. Münavi]

    **(Benden sonra hak, her zaman Ömer iledir.) [Hakim, Taberani, ibni Asakir]

    **(Allahü teâlâ Ömer’e rahmet etsin, acı da olsa Hakkı söyler.) [Tirmizi]

    **(Allahü teâlâ, hakkı Ömer’in diline ve kalbine yerleştirdi.) [Tirmizi, Ebu Davud, )

    **(Güneş, Ebu Bekir hariç, Ömer’den daha hayırlı bir kimsenin üstüne doğmadı.) [Tirmizi]
    **(Ömer’in Cennette derecesi, Ebu Bekir hariç, ümmetimin hepsinden yüksektir.) [İbni Mace]

    **(Her şeyin bir kanadı vardır, bu ümmetin kolu kanadı da Ebu Bekir ve Ömer’dir. Her şeyin bir kalkanı vardır, bu ümmetin kalkanı da Ali’dir.) [Hatib]

    **(Allahü teâlâ, namazı, zekatı ve orucu farz ettiği gibi, Ebu Bekri, Ömer’i, Osman’ı ve Ali’yi sevmeyi de farz etti.) [Vesile]

    **(Başınıza Ebu Bekir gelince, onu zahid ve ahirete ragıb bulursunuz. Başınıza Ömer gelince, onu kuvvetli, emin ve Allah yolunda kimseden çekinmez görürsünüz. Başınıza Ali gelince, hadi ve mühdi olur. Sizi doğru yola götürür bulursunuz.) [Hakim, İ.Ahmed]

    **(Sünnetime ve hulefa-i raşidinin yoluna sımsıkı sarılın!) [Buhari]

    **(Ümmetimin en merhametlisi Ebu Bekir, dinde en sağlam olanı Ömer, en hayalısı Osman, en iyi hüküm vereni ise Ali’dir.) [İbni Asakir, Ebu Ya’la]

    **(Geçmiş ümmetler içinde vukuundan önce bazı şeyleri haber veren keramet ehli zatlar vardı. Ümmetimin içinde de Ömer onlardandır.) [Buhari]

    *”Ömer sağ kaldıkça içinizde fitneler zuhur etmez.”(Buhari- Müslim)
    * Abdullah bin Ömer’in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Rüyamda bir bardak süt ile geldiler. İçtim. O kadar kandım ki, tokluk alameti olarak tırnaklarımda göründü. Kalanını da Ömer’e verdim.” Sahabe efendilerimizin bu rüyanın tabirinin nasıl olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e sorduklarında “bu ilimdir” buyurdu.(Tirmizi-Mişkat)

    * Ebu Said el Hudri rivayet ediyor: “Ben rüyamda insanların gömlek giyinmiş oldukları halde bana arz edildiklerini gördüm.Kiminin gömleği göğsüne kadar, kiminin ki de ondan aşağı idi. Ömer de getirildi. Onun gömleği o kadar uzundu ki yerde sürüyerek yürüyordu.” Sahabe-i Kiram: “Ya Resulullah! O rüyayı nasıl tabir ettiniz diye sorunca buyurdu ki; “Din ile tabir ettim.”(Tirmizi- Mişkat)

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Ebu Bekir ile Ömer’i sevmek iman, bunlara düşmanlık küfürdür.) [İbni Adiy]

    (Ya Ali, müşrik olan bazı kimseler sana aşırı bağlılık gösterecek, sende olmayan şeyleri, sana söyleyecekler ve Ebu Bekir’le Ömer’i kötüleyecekler. Allah onlara lanet etsin.) [Dare Kutni]

    Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer’e sövmek küfürdür. (Hulasa-tül-fetava, Mirat-ı Kâinat

    Resulullah efendimiz ilk üç halife ile Uhud dağına çıktıkları zaman dağ sallandı. Resulullah buyurdu ki:

    (Ey dağ, sallanma! Senin üstünde bir nebi, bir sıddık,(Hz Ebu Bekir) iki de şehid [Ömer ve Osman] vardır.) [Buhari]

    Ebu Musa Eşari diyor ki, Medine’de bir bahçede oturuyorduk. Kapı çalındı. Resulullah, (Kapıyı aç ve gelene, Cennete gideceğini müjdele!) buyurdu. Kapıyı açtım. Ebu Bekri Sıddık içeri girdi. Kendisine müjdeledim. Hamd eyledi. Sonra, yine kapı çalındı. Yine (Aç ve müjdele!) buyurdu. Açtım. Ömer Faruk içeri girdi. Müjdeledim. Allahü teâlâya hamd etti. Yine çalındı. (Aç ve Cennet ile müjdele ve üzerine musibet geleceğini söyle!) buyurdu. Açtım, Osman Zinnureyn geldi. Müjdeledim. Hamd eyledi. [Buhari ve Müslim]

    (Bedir savaşına katılan müslümanlar Cennetliktir.) [Dare Kutni]

    Hz. Ömer (r.a)’in fazileti ve üstünlügü hakkinda çok sayida sahih hadis bulunmaktadir. Hz. Ömer din konusunda o kadar tavizsizdi ki, seytanlar bile onunla karsilasmaktan çekinirlerdi. Bir defasinda Resulullah (s.a.s)’in yanina gitti. Resulullah (s.a.s)’dan bir sey istemek için orada bulunan kadinlar, Hz. Ömer’in sesini duyduklarinda hemen kalkip perdenin arkasina geçtiler.

    Hz. Ömer içeri girdiginde Resulullah (s.a.s) gülüyordu. Hz. Ömer ona; “Allah yasini güldürsün ya Resulullah” dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s); “su benim yanimda olanlara sasarim. Senin sesini isitince perdeye kostular” dediginde Hz. Ömer; “Ya Resulullah, onlarin çekinmesine sen daha layiksin” dedi. Sonra da kadinlara dönerek; “Ey nefIslerinin düsmanlari! Resulullah (s.a.s)’den çekinmiyorsunuz da benden mi çekiniyorsunuz?” diyerek onlara çikisti. Kadinlar; “Evet.

    Sen Resulüllah (s.a.s)’den sert ve hasinsin” dediler. Resulullah (s.a.s), Nefsim yed-i Kudretinde olan Allah’a yemin olsun ki, seytan sana bir yolda rastlamis olsa, mutlaka yolunu degistirirdi” (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 22).

    Efendimiz hz ömer i gördügünde sahabesine şunu buyurmuştular..İşte bu Ömer varya o sizin aranızda iken kimse fitne yapamaz o fitenin kapısıdır..
    Resulullah (s.a.s.). söyle anlatiyor:
    “Gökte Ömer’e saygi duymayan bir melek ve yerde ondan korkmayan bir seytan yoktur

    Efendimiz Sav ın Vefatına kadar onunla olmuştu her an onunlaydı Vefatını duyunca aklını kaçıracak kadar üzüntü duydu büyük bi kedere büründü ve malum kim o öldü derse onu keserim demişti..Çok sevdigi göçmüştü bu fani diyardan..Ve Hz Ebu Bekir in hilafetinde onada dost oldu onunda en büyük dayanagı oldu Onun vefatında da çok üzüntüler çekti nihayet..Hz Ebu bekir Vasiyetinde oldugu gibi kendisine halifelik verildi..Halifelik yılları başlandı ve tarihe altın sayfalarla yazılacak hatta bu günümüzde bile övgüyle bahs edilecek bi halifelik örnegi gösterdii

    Hz abbas R.a anlatıyor birgün Ömer halife iken onun yanına gidiyordum gece hava soguktu yola çıktım ve bi zaman sonra bana dogru gelen birini gördüm iyice dikkat ettimki bu gelen Ömer di ona Müminlerin emiri bu saatte hayırdır dedim..Ve o benim koluma girdi gel anlatırım dedi bende zaten sana geliyordum diye cevap verdim..Ve başladık bütün yerleri gezmeye
    Bütün mahalleleri kapı kapı dolaşınca şehrin dışına çıktık. Sağda solda tek tük çadırlar vardı. Onların da kapıları önünde durup ağlama sızlama var mı diye içeriyi dinledikten sonra yolun en ucundaki bir çadıra sıra geldi.

    Diğerlerinde olduğu gibi bu çadırın kapısında da dikilerek içeriyi dinledik; birbirine karışmış durumdan ağlayan çocuk sesleri geliyordu.
    Epeyce dinledikten sonra Hz. Ömer (r.a.) kapıyı vurup selamla birlikte içeriye daldı. Evin içi karmakarışıktı. Durmadan ağlayan çocukların gözleri şişmiş; yüzleri akan yaşların çizgileri ile benek benek kararmıştı.

    Yaşlıca bir kadın ocağın başına oturmuş hem ateşin üzerinde kaynayan tencereyi karıştırıyor hem de halsizlikten dizinin dibine serilen minicik yavruları susturmaya çalışıyordu. Kadın da bitkin ve halsiz görünüyordu. Bu haline rağmen Hz. Ömer’in (r.a.) selamına gülümser olmasına çalıştığı bir çehre ile aldı. Anlaşılan evine gelenin Halife Ömer olduğunu bilmiyordu. Kim bilir Halife’yi tanımıyordu bile. Zate gecenin bu ilerlemiş saatinde şehir dışındaki bir çadırın kapısını Halife’nin çalacağını kim düşünebilirdi.

    ***Hz. Ömer (ra.) kendini tanıtamadan tatlı bir dille kadına sordu “valide bu yavrular niye böyle durmadan ağlıyor?” Kadın içini çekerek kısaca “iki günden beri açtılar da ondan” diye cevap verdi. Hz. Ömer (r.a.), “peki niye önlerine yemek koymuyorsun?” diye soracak oldu hıçkırıklar birden kadının boğazına düğümlendi. Durmadan akmaya başlayan gözyaşları arasında bize içini dökmek üzere söze başladı.

    ***”Oğlum” dedi Halife Ömer’e “sen şu ateşte kaynayanı yemek mi pişiyor sandın; ne gezer!.. Yavruları avutabilmek için çakıl koydum tencereye; durmadan kaynatıyorum. Pişirecek hiçbir şey yok. Bu gördüğün yavrular benim, anasız babasız yetim torunlarımdır.
    ***Oğlum, kocam ve kardeşlerimin her biri bir muharebede şehit düştüler. Evin geçimini temin edecek bir erkeğim yok. Ben de hem yaşlı ve hem de kadın halimle halim kalmadı. İşte böyle aç ve perişan kaldık.

    ***Soylu bir aileden varlık için büyümüş ve yokluk nedir hiç bilmemiş bir kızı olduğum için kimseye gidip halimi anlatmaya, el açıp bir şeyler dilenmeye de yüzüm tutmuyor. Her şeyi bilen yüce Allah (c.c.) bir sebebini yaratıp rızkımızı gönderinceye kadar böyle ağlayıp beklemekten başka çaremiz yok.”

    ****Hz. Ömer (r.a.) kadın dinlerken yanmakta olan bir mumu gibi eriyor, yüzü renkten renge giriyordu. Kadının sözünü bölerek üzgün bir sesle “valide, şehirde oturan müslümanların emirine, Halife Ömer’e neden başvurup durumunu anlatmıyorsun?” diyebildi. O ana kadar kesintisiz olarak gözyaşı döken kadının derin üzüntüsü yerini anlatılmaz bir kin ve kızgınlığa bıraktı. Hiddetten kararan bakışlarını Halifeye dikerek şu sözleri söyledi.

    ***”Dilerim ki o Halife Ömer daha dünyada iken bulsun Ahirette de elim yakasından kopmasın.” Hz. Ömer (r.a.) kekeleye kekeleye “Niçin Ömer’e böyle beddua ediyorsun valide! Onun bu işte günahı nedir?” dedi. Kadın aynı kızgınlıkla bu sözlerin cevabını yetiştirdi: “evladım!.. Ben şu ihtiyar halimle iki günden beri gece gündüz demeyip yetim avuturken o nasıl rahat yatağında uyuyabilir? O, müslümanların reisi, baş bekçisi değil mi? Bizler evvela Allah’a sonra da onun eline emanetiz. Gelip de benim halimi nasıl sormaz. Müslümanların reisi olmayı böyle kolay mı sanıyor!..”

    ***Hz. Ömer (r.a.) yavaş yavaş dolmaya başlayan göz pınarlarını kadından saklayarak “valide haklısın, doğru söylüyorsun; ama zavallı Halife’nin işi bir iki değil ki. Kimbilir başını kaşıyacak kadar bile boş zamanı yoktur. Hem sen gidip derdini anlatmadıktan sonra o senin halini bilmez ki, diye kadının öfkesini dindirmeye çalıştı. Fakat kadın aynı kızgınlıkla sözlerine devam etti.

    ***”Madem ki dertlilerin derdini zamanında haber alıp çaresine koşmayacaktı, zamanında niye Halife olmayı, müslümanların başına geçmeyi kabul etti? Böyle çürük bir mazereti hiç dinler miyim ben? Zavallının işi çokmuş!.. Nedir işi yine savaş mı? Yanında inleyenlerin sesine kulak vermez. Şehrinde açlıkla pençeleşen yavrular yaşıyor.
    Böyle dertlerimize yeni dertler eklesin diye mi biz onu başımıza geçirdik?”

    ***Tam bu sırada çocuklar sözleşmişler gibi hep bir ağızdan yanık sesleri ile ağlaşmaya başladılar. Çocukların bastıran çığlıkları kadının öfkesini bir kat daha arttırdı. Ellerini havaya kaldırarak ve sesinin çıktığı kadar bağırarak sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu evdeki canlıların göğüslerinden boşalarak yükselen inilti ve çığlıkları şimşek ve yıldırım eyleyerek Ömer kulunun başına yağdırmasını dilerim. O varsın dul bir kadınla yetim yavruların beddualarını yağmur sansın. Tez elden ona gönlümün dilediği bir bela ver de kıvranırken bizim neler çektiğimizi anlasın. Sen işini bilirsin, yüce Yaradanımız.”

    ***Hz. Ömer (ra.) artık dayanamadı. Dolu dolu olan pınarlarından yaşlar damlamaya başladı. Herkesin durmadan gözyaşı döktüğü bu kederli evde, gözyaşlarını görmelerini istemediği için yüzünü herkesten saklamaya çalışıyordu. Artık orada oturamazdı. Hemencecik yerinden doğruldu. Bitkin bir sesle “valide haklısın sen yine avut çocuklarını ben hemen dönerim” diyerek kapıya doğruldu.

    Arkasından ben de yürüdüm. Dışarıya çıkınca derin bir soluk çekti ciğerlerine. Kelimenin en geniş manası ile üzgün ve bitkin idi. Yol boyunca ağzından tek kelime çıkmadı. Var gücünü kullanarak hızla yol almaya çalışıyordu. Ona yetişmekte güçlük çekiyordum. Doğruca devlet hazinesine vardık. Halife, bir un çuvalı seçerek bir yana koydu. Benim elime de bir yağ kabı tutuşturdu.

    ****Vakit geçirmeden koca un çuvalını sırtlanmaya koyuldu. Gözlerime inanamıyordum. Evet bu İslam Devletinin koca reisi un çuvalını sırtına almak üzere idi. Hemen yanına sokuldum; “aman ey mü’minlerin emiri!.. Ne yapıyorsun? Bari müsaade ver de çuvalı ben sırtıma alayım.” Hz Ömer (r.a.) hemen sözümü keserek belki bir saatten beri ilk defa ağzını açıp şu sözleri söyledi. “hayır, ey İbn-i Abbas, sevgili dostum!…

    Değil yorgunluktan yere yığılsam, ölsem bile bırak; yükünü de kendi sırtında götürsün. Bu dünyada yüküne yardım etmek isteyecek öz dostlar bulabilir, fakat her koyunun kendi bacağından asılacağı Ahiret gününde kimse O’nun cezasını paylaşmayacaktır.

    ***Kadın doğru söylemişti. Ya vakti ile Hilafeti yüklenmemeliydim. Yüklendiğime göre idarem altındaki tek tek her ferdin huzur ve emniyetini düşünmek zorundayım.”

    Sevgili dostum, Dicle kenarında otlayan bir koyunu kurt kapsa ilahi adalet onu Ömer’den sorar. Şu yaşlı kadın kimsesiz ve avuttuğu yavrular kimsesiz kalır; sorumlusu Ömer’dir. Bakımsızlık ve sefaletten bir ev çökse vebali Ömer’in omuzlarındadır. Talihsizlik neticesinde yere bir tek damla kan aksa o kan damlası çoşkun bir derya olup dalgaları ile Ömer’i yutar. Kırgın gönüllerin öfke şimşekleri Ömer’in başına boşalır. Bütün matemlerin gözü göze göstermez dumanlarında boğulacak olan da Ömer’den başkası değildir.

    ***Ömer her derdin devası, her dileğin büyük kapısı ve her lanetin ana ana hedefidir. Yüce Allah’ım aciz bir kul bu kadar ağır ve çeşitli mesuliyet yükünün altından nasıl kalkabilir? Ey Ömer, bu kadar yükün altına girmeyi nasıl kabul edebildin vakti ile…
    Sözünü bölüp bir parça kederini dindirmek istedim ve dedim ki; “o kadar da üzme kendini, ey mü’minlerin emiri…

    Halifelik yükünü sen üzerine almasan kim bu vazifeyi senin kadar titizlikle yüklenebilirdi. Sen de bütün üstün meziyet ve kabiliyetlerine rağmen nihayet bir insansın. Her yerde vakit geçirmeden kendini gösteren ve yanılmaksızın kılı kırk yaran ilahi adalete ulaşamazsın. Kullara verilen bütün merhametler bir araya getirilerek temiz gönlüne dolsa bile bütün varlıkları kanatları altına alan yaygın ilahi esirgeyicilikle yarışamazsın.

    ***Ey iyi yürekli Halife!… Sen şüphesiz ki bir melek değilsin, ama adelet ve merhamet kervanının ön safındaki elinde bayrak tutanlardansın. Senin bu erişilmez adaletine kıyamet günü, hem yer, hem gök hemde şu sırtındaki un çuvalı aynı zamanda da ben şahitlik edeceğiz. Şüphesiz ki en büyük şahidin de karanlık gecede kara taş üzerindeki siyah karıncaya kadar her şeyi bilen yüce Allah’ın bizzat kendisidir ne mutlu sana ki fani hayatını böylesine ölmez değerlerin sahibi olmak uğruna harcıyorsun.
    ***Ne mutlu biz müslümanlara ki dünyanın başka milletlerini, padişah diye kan içen canavarlar idare ederken, senin gibi ipek yürekli ve geniş görüşlü bir reisin şanlı adalet bayrağı altında gölgelenmenin tükenmez zevkini tadıyor ve bütün dünyaya karşı seninle haklı bir iftihar duyuyoruz.”

    Bu sözlerim galiba Halife’nin üzgün gönlüne biraz neş’e vermişti. Ağır çuval yükü altında iki büklüm olmuş bedenine rağmen son gücünü kullanarak yokuşu soluk soluğa çıkıyordu. Damarlarındaki kanı bile donduracak kadar keskin ayaza rağmen alnından ve yüzünden akıp heybetli göğsüne süzülen terlere aldırmıyordu bile.

    ***Nihayet koca karının çadırına vardı ki nefes nefese içeri girip çuvalı yere bıraktı ve aynı zamanda kendisi de yere serildi; iyice bitmiş, takatinin son damlalarını kullanarak çadıra girebilmişti. Kısa bir dinlenmeden sonra askınlar gibi silkilenerek yerinden doğruldu; tencerede kaynamakta olan çakılları boşalttı. Yerine benim taşıdığım kaptan yağ koydu. Sonra eriyen yağa sırtında getirdiği çuvaldan kendi eli ile un koyarak pişirmeye koyuldu.

    ****Sönen ateşi kadından çalı çırpı isteyerek kendisi tutuşturdu. Böylece pişirdiği yemeği ayazda çabucak soğutarak yine kendi eli ile kurduğu sofraya koydu.
    Daha sonra anne ve baba şefkatini bile gölgede bırakacak gülümseyen bir yüz ve bal gibi bir sesle iki günden beri boğazlarından aşağıya tek lokma geçirmemiş olan öksüz yavruları yemeğe oturttu; eli tutmayanlara kendi eli ile yemek verdi.

    ***Günlerden beri kara yaslara gömülmüş olan çadırı bir anda sıcak bir sevincin ışıkları aydınlatmıştı. Ağlamalar susmuş, yaşlar kurumuş; öfke dinmişti. Öksüz yavruların gözleri sevinçten ışıl ışıl parlıyordu. Yaşlı kadıncağız Hz. Ömer (r.a.) sırtında un çuvalı ile içeriye girdiği andan beri şaşkınlıktan sanki dilini yutmuştu, ağzından tek bir kelime bile çıkmadı.
    Fakat karnı doyan öksüz torunlarının neşesi odayı sarınca ağır bir uykudan uyanır gibi silkindi; toplandı ve sevinç gözyaşları içinde kim olduğunu hala bilmediği Halifeye şu sözleri söyledi. “Dilerim ki yüce Allah (c.c.) tez elden seni Hz. Ömer’in Halifelik makamına oturtsun. Oraya Ömer’den çok sen yakışırsın.”

    Yaşlı kadının o karşısındakini tanımadığı için söylediği bu sözlere içinden güldüm; yan gözle Ulu Halife’yi aradım; bu akşam belki ilk defa bu sözler üzerine O da aydınlık bir çehre ile gülüyordu.

    ***Bana yaklaşıp gidelim artık diye işaret ettikten sonra kadına döndü; “Valideciğim… Sen yarın erkenden Halifelik makamına gel; beni orada bul da sana emekli ve yetim maaşı bağlatayım. Şimdilik hoşçakal” dedikten sonra birlikte dışarı çıktı gün ağarmıştı. Müezzinin bütün mü’minleri sabah namazına çağıracak olan gür sesi nerdeyse ortalığı çınlatacaktı. Ulu halife uykusuz kalarak ve terler dökerek vazifesini yapmış insanların gönül huzuru içinde rahattı.

    Hz Abbas buyurduki

    Bana gelince uykusuz gecemden fazlası ile memnundum.
    Çok şeyler görmüş, çok şeyler işitmiştim ve çok şeyleri öğrenmiştim. Gördüklerim, işittiklerim ve öğrendiklerim bende ömür boyunca tazelik ve canlılığını yitirmeyecek izler bırakmıştı. Ümit dolu sevinçler içinde Allah Resulü’nün şu sözlerini hatırladım. “Sahabilerimin her biri tek tek gökteki yıldızlar gibidir. Hangisinin peşinden giderseniz hidayetin yolunu bulursunuz.” “Ey yüce Allah Resulü!.. dedim içimden” “senin Halifen Ömer’i gördünde mi söyledin bu altın sözleri!…

    ***O gün kadın, öğleye doğru Halifelik makamına geldi. Ulu Halife zaten daha önce işini maaşa bağlanması için gereken kimselere derhal emir vermişti. Kadın Hz. Ömer’i tanımıştı ama şaşkınlıktan dona kaldığı için dilini döndürüp hiçbir şey söylemiyordu. Ulu Halife onu saygı ile karşılayıp bir yere oturttuktan sonra şöyle dedi:

    “Valideceğim!.. İşin oldu bundan sonra hem kendi adına ve hem de şehit yavrusu öksüz torunlarının her ay emekli maaşını alacaksın. Al bakalım şu ilk maaşın” diyerek bir gümüş kesesini kadına uzattı ve “Artık Ömer’i affediyor O’na ettiğin bedduaları geri alıp hakkını bağışlıyorsun değil mi” diye sözlerini bağladı.

    Akşamdan beri olup bitenleri tümünü iyice anlıyan kadın gayet ciddi bir ifade ile Halife’ye şu son cevabı verdi; “işte böyle göster adaletini eline bakan bütün müslümanlara karşı.”

    Ve halife iken iran valisi hürmüzan la arasında şöyle bi konuşma geçmiştir..Hürmüzan zalim biriydi vede Vali idi. Kendisi çok şatafatlı yaşardı,Hz Ömer ra ile karşılaştığında onun heybetini vede sade bir hayatını görünce dediki, ben bir vali iken herşeyim var oysa bu kişi bir halife ama yamalı cübbesi var.Ve düşünürek oda bu hayranlığını gizliyemedi vede Müslüman olma şerefine nail oldu.

    Gene birgün

    Bize sığınmışlar

    , bir ticâret kervanı gelip, gece Medîne’nin dışına konakladı. Yorgunluktan hemen uyudular.

    Bu sırada, herkes uyurken, Halîfe Hz. Ömer, şehri dolaşıyordu. Dolaşma esnasında bunları gördü.

    Hz. Ömer, Abdurrahmân bin Avf’ın evine gelip, yatağından kaldırarak buyurdu ki:

    - Bu gece bir kervan gelmiş. Hepsi kâfirdir. Fakat, bize sığınmışlar. Eşyâları çoktur ve kıymetlidir. Yabancıların, yolcuların bunları soymasından korkuyorum. Gel, bunları koruyalım.

    Abdurrahmân bir Avf cevap verdi:

    - Çok iyi olur, çok güzel düşünmüşsün, hemen geliyorum.

    Sabaha kadar nöbetleşe, bu kervanı beklediler. Sabah namazında mescide gittiler. Kervanda bulunan bir genç, o sırada uyanmıştı. Bunları takip edip, arkalarından gitti.

    Soruşturup, kendilerine bekçilik eden şahsın Halîfe Hz. Ömer ile arkadaşı olduğunu öğrendi. Gelip, arkadaşlarına şöyle anlattı:

    - Arkadaşlar! Sabaha kadar iki Müslümanın bizi bekleyip, eşyalarımızın çalınmasına mâni olduğundan haberiniz var mı?

    - Müslümanların başka işi yok da, bizi mi koruyacaklar? Üstelik bizim Hıristiyan olduğumuzu biliyorlar.

    - Hem de kim korudu biliyor musunuz?

    - Kimmiş?

    - Müslümanların Halîfesi Ömer.

    - Sen yanlış görmüşsündür. Halîfenin, gecenin bu vaktinde burada işi ne? O sarayında kuş tüyü yatağında yatıyordur.

    - Sizin gibi önce ben de inanamadım.

    - Sonra nasıl inandın?

    - Sabah olup ortalık aydınlanınca, buradan ayrıldılar. Ben de merak edip arkalarından gittim. Câmiye girdiler. Yolda karşılaştığım birisine, “Bu kim” diye sordum. “Halîfemiz Ömer” diye cevap verdi.

    Daha ne duruyoruz?

    Bu konuşmaları dikkatle dinleyen kâfile halkı, derin bir sessizliğe büründü. Kimsenin konuşacak, birşey söyliyecek hâli kalmamıştı.

    Uzun süren bir sessizlikten sonra, içlerinden biri sessizliği bozdu:

    - Daha ne duruyoruz? Bu hâl İslâmiyetin gerçek din olduğuna delil olarak yetmez mi?

    Diğerleri de bu söze katıldılar. Roma ve İran ordularını perişan eden, adâleti ile meşhûr yüce Halîfenin, bu merhamet ve şefkatini görerek, İslâmiyetin hak din olduğunu anladılar ve seve seve hepsi Müslüman oldular.

    Yaptıgı Fetihler…

    suriye yi feth etti daha sonra kadisiye savaşıyla kisra yı devirdi azerbaycın alındı…mısır alındı.Ermenistan da dahil olmak üzere, Horasan’a kadar bütün iran topraklari Islam devletinin sinirlari içine alinmis ve Fars cephesinde askerî harekâtlar tamamlanmisti.

    Kudüs kusatma altina alindi. sehirdeki hristiyanlar bir süre direndilerse de sonunda baris istemek zorunda kaldilar. Ancak, komutanlardan çekindikleri için sart olarak sehri bizzat halifeye teslim etmek istediklerini bildirmIslerdi. Durum Ebu Ubeyde tarafindan bir mektupla Hz. Ömer (r.a)’a bildirildi. Hz. Ömer (r.a) Ashabin ileri gelenleriyle istisare ettikten sonra, Medine’den komutanlariyla bulusmayi kararlastirdigi Cabiye’ye dogru yola çikti.

    Fakat burda bizans oyun yapıyordu bu oyunda Kudus ün Fethine giderken …Oranın sahipleri Ömer gelmeden önce şöyle yapalım dediler anlaşalım onunla dediler burya davet edelim o gelirkende kızları yol kenarına koyalım. dediler..

    Onlar geldiginde eger kızlara bakarlarsa bunlarla harp edelim bunlar kayıp eder ama bakmazlarsa savasa gerek yok verelim anahtarları dediler..

    Halid bin velid bi kaleyi kuşatıyor Halife Hz ömer orya bi haber yolluyor neden kale düşmedi bugun 40 ı gün diyor..Bunu haber alan hz Halid askerleri toplayıp üzerinizdeki sünnetleri kontrol edin diyor..Son üzerlerinde misvak olmadığını fark ediyorlar ve Hz Ömer sünneti tamam edin kaleyi feth edersiniz buyuruyor.Misvak yolluyor ve aynenede öyle oluyor.

    Hz. Ömerin iranı fetheden ordunun kumandanı Said bin ebu Vakkas’a yazdığı mektup;
    Sana ve beraberindekilere ALLAHtan korhmayı tavsiye ederim.. çünkü ALLAHtan korkmak düşmana karsı en büyük hazırlıktır..

    Size düşmanlarınıza karşı günah işlemekten şiddetle kaçınmanızı tavsiye ederim.. çünkü askerlerin günahları kendileri için düşmanlarından daha tehlikelidir..

    Müslümanlar düşmanlarının günahkar olmaları sebebiyle zaferi kazanırlar.. Günah işlemekte düşmanlarımızla bir olursak, düşmanlarımız bizden daha iyi sayılır.. eğer biz düşmanlarımızı manevi gücümüzle yenemezsek, maddi gücümüzle hiçbir zaman yenemeyiz..

    çünkü biz ne sayı bakımından, nede hazırlık bakımından düşmanlarımız gibiyiz.. düşmanlarımız bizden daha fenalar, bize galib gelemezler, demeyin

    çünkü o milletin işlediği günahın cezası olarak, ALLAH o millete daha fena bir milleti musallat kılar…
    ALLAH RAZI OLSUN..

    Mevlana Şibli, Hz. Ömer’in fıkıh yönünde öne geçilemez bir şahsiyet olduğunu belirtir ve şu ifadeleri kullanır: “Hz. Ömer o kadar çok fıkhı meseleyi açıklığa kavuşturmuştur ki, bunlardan mükemmel bir eser meydana getirilebilir.

    Bu fıkhi meselelerin başlıca ayırıcı özelliği, akla tamamen uygun olmasıdır. Bu da Hz. Ömer’in esrar-ı din ilminde bir uzman ve bir rehber olduğunu gösterir.” Nizamiye medreselerinin en büyük hocası allame Ebu İshak Şirazi diyor ki: “Sözü uzatmaktan korkmasam, Hz. Ömer’in her faziletli kişiyi hayran bırakacak fıkhını anlatırdım” Şu kadarını da buna ekleyebiliriz İmam-ı Azam’ın mezhebi iki sahabenin fetvalarına dayanır: 1- Hz. Ömer 2- Abdullah Bin Mesud

    HAKKINDA SÖYLENENLER:

    *“Yeryüzünde benim için Ömer’den daha sevimli kimse yoktur.” Hz. Ebubekir
    * “Bir yerde huzur ve sükun varsa, bu Ömer’in varlığının alameti idi.” Hz. Ali
    * Salihler zikredildiğinde, Ömer akla gelmeli. Hz. Ali
    *Hz. Ömer şehid edildiğinde Hz. Ali onun mübarek kefenini açıp yüzüne bakarak şöyle demişti. “Ey Ebu Hafs! Allah’ın rahmeti senin üzerine olsun. Resulullah’tan sonra, senden başka, amel defteriyle Allah’ın huzuruna çıkmak istediğim hiçbir kimse yoktur.”

    Hz. Ömer’in idare ve siyasetteki ilmi mizanın bir gözüne ve yeryüzündeki diğer alimlerin bu husustaki ilmi de diğer kefeye konsaydı, Hz. Ömer’in ilmi ağır gelirdi. Ömer öldüğünde idare ve siyaset ilminin onda dokuzu onun ile kabre gitti. Abdullah bin Mesud

    *Şüphesiz Ömer hepinizden daha çok Allah’ı tanıyan, hepinizden daha çok Allah’ın kitabını okuyan ve hepimizden daha çok Allah’ın dinini bilen bir kimseydi.” Abdullah bin Mesud

    *Abdullah bin Mesud Hz.Ömer’in vefatına üzüldüğü ve ağladığı kadar hiçbir şeye üzülüp ağlamamıştı, hatta “Vallahi Ömer’in bir köpeği sevdiğini bilseydim ben de onun severdim. Dikenli ağaçların bile onun ölümüne üzüldüğünü hissediyorum” demişti.

    *Ömer bir meselede “benim fikrim şu merkezdedir” dedi mi, mesele mutlaka onun gösterdiği gibi vaki olurdu.” İbn-i Abbas

    * Hz. Ali, Hz. Ömer’in ölümüne ağladığı bir anda “niçin ağlıyorsun” diye soranlara şu cevabı vermişti: “Ömer’in ölümüne ağlıyorum. Ömer’in ölümü İslam için öyle bir gediktir ki, kıyamete kadar doldurulamaz.”

    * Ömer Müslüman olduğundan beri hep izzetli olmuşuzdur.” Abdullah bin Mesud

    * “Ömer’in Müslüman oluşu bir fetihtir. Hicreti bir zaferidir. Halifeliği de bu ümmete bir rahmettir.” Abdullah bin Mesud

    *Şüphesiz Ömer hepinizden daha çok Allah’ı tanıyan, hepinizden daha çok Allah’ın kitabını okuyan ve hepimizden daha çok Allah’ın dinini bilen bir kimseydi.” Abdullah bin Mesud

    *Abdullah bin Mesud Hz.Ömer’in vefatına üzüldüğü ve ağladığı kadar hiçbir şeye üzülüp ağlamamıştı, hatta “Vallahi Ömer’in bir köpeği sevdiğini bilseydim ben de onun severdim. Dikenli ağaçların bile onun ölümüne üzüldüğünü hissediyorum” demişti.

    Her ne kadar sert tanınsada o Ayettede buyruldugu gibi müminlere karşı çok latif inkarcı kafire karşıda çok şiddetliydi..
    bir gün yahudinin birini yakaladı ve ona cizyeni ver bakalım ALLAH ın düşmanı seni zelil olarak ver bakalım şu cizyeni demişti..

    Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.(Tevbe-9).

    Hz Ömer in Hikmetli sözleri…..

    *Kış mevsimi abidlerin ganimetidir.
    *Hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekiniz.(Bu söz hadis diye bilinirse de, gerçekte Hz. Ömer’in sözüdür.)
    *Bugünün işini yarına geciktirmeyiniz. İş bir vakit geri kalırsa hiçbir vakit ilerlemez.
    *İnsanların en akıllısı, insanların hareketini takdir edendir.
    *Soru soran adamın sorusundan onun akıl seviyesini anlarım.
    *Günah işlemekten vazgeçmek tövbeyle uğraşmaktan daha kolaydır.
    *Adalet mülkün temelidir.
    *Kimin gülmesi çok olursa heybeti azalır.
    *Çok konuşanın çok sakatatı(yanlışı) olur.Çok sakatatı olan kişinin hayası azalır. Hayası az olan kişinin verâsı da azalır. Kimin de verâsı az ise, artık onun kalbi ölmüştür.
    *Sadık dostlar edin ve sayılarını çoğalt. Çünkü onlar iyi günde süs, kötü günde destek olurlar.
    *Çocuklarınıza okuma yazmayı, yüzücülüğü, atıcılığı, biniciliği öğretiniz.
    *Allah yolunda Cihad, düşmanla savaşmakla birlikte, haram olan şeylerden de sakınmaktır.
    *Cihad amelin zirvesidir.
    *Allah bizi bu dinle aziz kıldı. Ondan başkası ile şereflenmek istediğiniz takdirde o sizi alçaltır.
    *En cömert insan, muhtaçken dahi verebilendir.
    *En iyi miras edeptir.
    *Zikrin en üstünü Allah’ı anmanın yasak olduğu zaman ve yerde onu anmaktır.
    *En sevdiğim insan bana ayıp ve kusurlarımı söyleyendir.
    *Takva gözünün bebeği, gönlünün cilası olsun.
    *Zaferin akvası(en kuvvetlisi) takvadır.
    *Kişinin erdemini dini, aslını aklı, insanlığını huyu belirler.
    *İşsizliğin kötü sonuçlarından sakınınız. Kuşkusuz o, sarhoşluktan daha zararlı olan kötülükleri kendisinde barındırır.
    *İman sözle değil,i gereğine uymakla olur.
    *Çalışma zahmetse, boş durma mahvolmadır.
    *Sabah uykusundan sakınınız. Çünkü o ağız kokusu ve nefes darlığı yapar.
    *Mümin amellerinde kusur ederse, girdiği günahın affı için bir dertle imtihan edilir.
    *Namazı zayi eden bir adamı görürseniz, ona, Allah haklarından başka şeyleri daha çok zayi eden bir kişi gözüyle bakınız.
    *Sevmen aşırı sevmemen yıpratıcı olmasın.
    *Mezardaki babasının ruhunu şad etmek isteyen, onun geride bıraktığı arkadaşları ile ilişkiyi kesmesin.”
    Nimeti küçümseyip, kadrini bilmemek çabuk elden gitmesine sebep olur.
    Hz. Ömer (r.a)

    *Astına iyi muamele eden üstünden iyi muamele görür.
    *Nice bakış vardır ki şehvet üretir; şehvetin çoğu ise geride sürekli kalan bir üzüntü bırakır.
    * “Fırat kıyısında bir deve helak olsa, Allah bunu Ömer’den sorar diye korkarım”
    * Hz. Ömer bir gün sabah namazının sünnetini kıldı ve şöyle buyurdu: “Bu iki rekat en büyük nimetlerden daha değerlidir.”

    Hz Ömer in şehadeti….

    Daha önce Medine ye sokmadıgı İranlı bir mecusi köle tarafından olmuştur…
    Kudüs 637 yılında, böylece Müslümanların eline geçmiş oldu. (Kudüs’ün Müslümanların eline geçtiği tarih konusunda birlik yoktur. Bazı kaynaklar Kudüs’ün Fethini M.S. 638 olarak gösterirler. Taberi’ye göre Kudüs 637′de alınmıştır.

    Aradan yedi yıl geçmişti. 644 yılında Hz. Ömer, Medine’de mescitte sabah namazını kıldırıyordu..O esnada şehit edildi

    Onu şehit eden bu lanetlenmiş ın adı ebu lülü idi..Bu şahıs demirci ustası birisi idi..Demir üzerine sanat yapardı…Bir gün hz Ömer e sana demir sanatından öyle bi sanat yapacagımki bunu bütün dünya duyacak dedi…Hz Ömer R.a bu beni tehdit etti etti buyurdular.Ama herhangi bişeyde yapmadılar…

    Bu hain bi yolunu buldu ve Hz ömer namaz kıldırıcakken tam arkasındaki safta yerini aldı..İlahi takdir dir hz Ömer her namazda safları düzenler arkasındakileri ehli insanlarmı diye kontrol ederdi ama o gün unutmuştu..Zaten artık EFENDİMİz e kavuşma vakti geldigini fark etmişki…

    İLAH i takdir ona unutturdu ve namaz esnasında secdede iken o hain zehirli hançeri ona saplayıp kaçmak istedi ve kaçarkende 12 sahabeye de hanceri vura vura dışarı dogru kaçtı..Ve 12 sahebe zehirden dolayı şehit oldu.. lanetlenmiş ise dışarı çıkamadan sahabelerden birinin üstüne cübbesini atmakla onu yakaladı ama o hain kendine hancerini saplaya saplaya gebertti..

    Ama hz Ömer e karnından sırtından agır yaralar actı..
    Hazreti Ömer’i hemen evine taşıdılar. Aceleyle bulunan bir cerrah, karnındaki yaraları dikti. Yaraların iyileşmesi için Hz. Ömer’in hiç kıpırdamadan yatması gerekiyordu.

    Yatagında yaterken oglunu çagırdı ve evladım al bu yastıgı başımdan boynum bükü olsun boynum bükülsünki RAB bim boynu büküklere acır dedi…

    kendisini ziyarete gelenler onun halifeliginin ne büyük bi iş oldugunu artık ahiret rahat edecegini söyledirler o ise onlara siz halifenizin ayagınımı kaydırmak istiyorsunuz ben isterimki günah larla sevaplarım eşit olsada o halifelik te üstüne konsada birasz agıra cıksa sevaplarımda kurtarsan diyordu..

    Hz. Ömer’in ölüm anı geldiğinde Hz. İbn-i Abbas Yanına gelip: -Ey Mü’minlerin Emiri! İnsanlar inkar ederken sen müslüman oldun. İnsanlar onu yenilgiye uğratmak için çalışırken Allah Rasulü ile beraber cihad ettin.
    Şehiden vefat ederken senin aleyhinde iki kişi dahi ihtilafa düşmedi. Rasulullah senden razı olarak vefat etti, dedi. Ömer, sözünü tekrar et deyince İbn-i Abbas tekrar etti. Bunun üzerine Hz.Ömer: -Mağrur sizin överek helakını hazırladığınız kimsedir. Vallahi şayet güneşin üzerine doğup battığı her şey benim olsaydı, hepsini o günün korkusundan kurtulmak için fidye olarak verirdim, dedi.

    Bir gün hz Hasan ve Hz Hüseyin Efendimize daha onlar çocukken hediyeler almıştı onlara güzel elbiseler giydirdi ve evlerine yolladı onlar giderken öyle sevinçliydilerki içleri içlerine sıgmıyordu..Eve geldiklerinde Velilerin babası Hz Ali r.a sordu bunları size kim aldı diye..onlarda Hz ömer aldı dediler.Bunu duyan hz Ali çok sevindi ve gidin ona deyinki Ömer Dünyanın KAndili işıgıdır cennetinde nurudur..Hz hasan ve Hüseyin Efendilerimiz bunu gelip kendisine dediler.

    Ve hz Ömer hemen bu sözlerini yazdı bunu babanız ve sizde imzalıyın dedi zira siz ehli beytsiniz sizin sözünüz boş olmaz ALLAH sizin sözünüzü yerine getirin deyip imzalattı..Ve oglu Abdullah ibni Ömer anlatıyor..Babam vefat edince o kagıdıda onunla gömdük ve rüyamda gördümki o kagıtla her kapı kendisine açılıyordu…

    Malumunuz hz Ömer kabir e girdiginde münker ve nekiri hesaba çekmiştir..Aslında o hesaba çekilecekken melekler hesaba çekilmiştir ve onun heybetinden korkup kaçmışlardır ..ALLAH ım bu kulun kim biz ondan korktuk dediler arşın altına geldiler..

    RAB bimiz onları ona yolladı gidin size diyecegi var buyurdu..Ve hz Ömer onlara bir mümin e bir daha böyle şiddedli gelmeyeceksiniz tamamı dedi onlarda ALLAH ın izni ile tamam dediler..Ve ogünden sonra Müminlere şiddedli gelmediler evet EFendimiz onun için ne buyurmuştu..

    **(Geçmiş ümmetler içinde vukuundan önce bazı şeyleri haber veren keramet ehli zatlar vardı. Ümmetimin içinde de Ömer onlardandır.) [Buhari]

    Evet bu hadis herşeyi anlatmaya yetiyor..

    bir gün hz Ömer e düşman olan bu haricilerden olsa gerek birisi işte neyse öküzünün adını ömer koyuyor..Bunu İmam azam a diyorlar İmam azam efendimiz buyuruyorki, o öküz Hz Ömere yapılan bu saygısızlığın karşılığını alır..Gerçektende öyle olıyor öküz bir gün adamı ahırda sıkıştırıp boynuzlarıyla parça parça ediyor.İsimlerinin heybeti bile yetiyor elh..

    Hz. ÖMER’in Oğluna Nasihatı

    Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ediyorum. Kim Allah’tan Korkarsa, Allah onu korur.
    Kim Ona tevekkül ederse Allah ona yeterlidir.

    Şiddetli hesaba çekilmeden önce kendini geniş zamanda hesaba çekmen gerekir. Kim geniş zamanda kendini hesaba çekerse, onun sonu rızaya uygun olur. Kimi de hayatı ve kötülükleri bundan alı koyarsa sonu zarar ve pişmanlık olur.

    “Allah’tan korkanın öfkesi kabarmaz. Allah, ittika sahibi olan kimsenin arzusunu yerine getirir.”

    “Ahirete ait işlerde zarar etmektense, dünyaya ait olan işlerde zarar ediniz; böylesi sizin için daha
    hayırlıdır.”

    Hakka sarıl ki, Hak sana hak ehlinin yerlerini açıklasın. Ancak hak ile hüküm ver , vesselam

    Halife Ömer, oğlu Abdullah’ı yanına çağırttı ve ona vasiyetini bildirdi:

    “Cenaze namazını kılındıktan sonra, Hz. Ayşe’ye (Hz. Muhammet’in üçüncü eşi.) git, benim Revza-i Mutahhara’ya (Hz. Muhammet’in Medine’deki mezarına verilen ad) gömülmem için izin al!” dedi ve sonra cerraha dönerek:

    “Şimdi namaz vakti yaklaşıyor, Abdest almaya kalksam ne olur?..” diye sordu. Cerrah büyük bir kaygı ve telâşla karşılık verdi:

    “Ya Emir-ül Müminin! Sakın böyle bir davranışta bulunmayınız, yerinizden kımıldarsanız, dikişler hemen sökülür, ALLAH korusun büyük felâket olur!”

    Hz. Ömer gülümseyerek:

    “Namazımı bırakmaktansa, karnım yarılsın daha iyi.” dedi ve yattığı yerden doğrulmak istedi…

    Acı bir haykırış duyuldu… Hepsi o kadar…

    Babasının soğuyan ellerini, avuçlarında ısıtmaya çalışan Abdullah, göz yaşlarını tutamadı. Bir sahabi) onu kıyıya çekerek, şu ayet-i kerimeyi söyledi:

    “İnna Lillâhi ve inna ileyhi raciûn .”

    Ve kendisi vefat ettiginde dagda bir kurt kuzuyu kapıyor bunu gören çoban muhakkak bugun Ömer ölmüştür diyor…

    Benzer ilahiler :

    • Hz Ömer hakkında hadisler

    • Hz Ömer'in şehadeti

    • Hz Ömer kıssaları (Sığınma)

    • Hz Ömer Kıssaları

    • Hz Ömer'den seçme sözler

    By Blogsdna

    Etiketler: Hz Ömer, Hz Ömerin fazileti, Hz Ömerin hayatı

    Hz Ömerin hayatı
    ilahi URL BBC Code
    Ekleyen : admin
    Tarih : Mayıs 10, 2011
    izlenme: 2314 Bugün: 3
    ilahi Yorumları : Yorum Yok
    ilahi Kategorileri : Sahabeler


    Bu Video icin Yorumunuz ?


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    Stumble FaceBook digg reddit deli
    Ender Tekin - Ellerim semada
    Ender Tekin – Ellerim
    Eylül 4, 2011
    Ender Tekin ilahileri
    izlenme: 993 Bugün: 6
    Müziksiz ilahi dinlemek istiyorum
    Müziksiz ilahi dinlemek istiyorum
    Mayıs 8, 2012
    Müziksiz ilahiler
    izlenme: 48 Bugün: 6
    Ebubekir çayır
    Ebubekir çayır
    Kasım 8, 2011
    Ebubekir çayır ilahileri
    izlenme: 655 Bugün: 4
    Grup Hacegan - Canım Sultanım
    Grup Hacegan – Canım
    Aralık 30, 2011
    Grup Hacegan ilahileri
    izlenme: 467 Bugün: 4
    Cengiz Çelikel ~ Affet Yarabbi
    Cengiz Çelikel ~ Affet Yarabbi
    Eylül 28, 2011
    Cengiz Çelikel ilahileri
    izlenme: 828 Bugün: 9
    Abdullah Sevinçkan Sesime Ses Ver
    Abdullah Sevinçkan Sesime
    Temmuz 31, 2011
    Diğer ilahi sanatçıları
    izlenme: 1344 Bugün: 2
    Yeni 2012 ilahileri
    Yeni 2012 ilahileri
    Ocak 2, 2012
    Yeni İlahiler
    izlenme: 435 Bugün: 4


     

    YeniVideolar

    • Beğenilen ilahiler 1.Bölüm Beğenilen ilahiler 1.Bölüm
    • Sevilen ilahiler 8.Bölüm Sevilen ilahiler 8.Bölüm
    • Sevilen ilahiler 7.Bölüm Sevilen ilahiler 7.Bölüm
    • Sevilen ilahiler 6.Bölüm Sevilen ilahiler 6.Bölüm
    • Sevilen ilahiler 5.Bölüm Sevilen ilahiler 5.Bölüm
    • Sevilen ilahiler 4.Bölüm Sevilen ilahiler 4.Bölüm
    • Sevilen ilahiler 3.Bölüm Sevilen ilahiler 3.Bölüm
    • Sevilen ilahiler 2.Bölüm Sevilen ilahiler 2.Bölüm

    PoplerVideolar

    • Bayram Büyükoruç - Rabbül Alemin Bayram Büyükoruç – Rabbül
    • Garip Bekir - Dönmeye Geldim Garip Bekir – Dönmeye Geldim
    • Tefli ilahiler - Ya Fatıma Ya Fatıma Tefli ilahiler – Ya Fatıma
    • Mehmet Emin Ay - Bakara suresi Mehmet Emin Ay – Bakara suresi
    • Grup Kıvılcım Bizim Sevgimiz Grup Kıvılcım Bizim Sevgimiz
    • Dursun Ali Erzincanlı Senin Gibi Sözleri Dursun Ali Erzincanlı Senin Gibi
    • Grup billur Ah nice bir uyursun Allahu Allah Grup billur Ah nice bir uyursun
    • Grup İpekyolu Vaadetmişiz Grup İpekyolu Vaadetmişiz

    SonYorumlar

    • admin : süper ilahiler dinlemenizi tav...
    • HAKiKAT : rumeysa bagiryor ALLLAHHHHHHH ...
    • HAKiKAT : yaptim bile...
    • HAKiKAT : flash player cöktu dinleyemei...
    • HAKiKAT : artik bu yola bas koyduk dönme...
    • HAKiKAT : ilk defa dinliorum cok guzel a...
    • HAKiKAT : ALLAH RAZI OLSUN COK YARARLAND...
    • HAKiKAT : cokkkk guzel cokkkkk...

    © 2007-2010 En güzel ilahiler yeni ilahiler ilahi ilahiler sevilen ilahiler Tüm ilahi sanatçıları ve orjinal ilahi videoların En hitli ve güncel sitesi ilahi dinle ilahi dinle | Theme by ilahi ilahiler dinle izle

    ;">ilahiler,ilahi dinlemek istiyorumilahiilahi dinle,ilahiler dinle,dini video izle,ilahi indir yeni,yeni ilahiler izle,dini filmler izle seyret,dini oyun oyna islami video ve ilahileri dinleyip izleyebilirsiniz.

    .