
Hz.Ümmü Habibe annemiz,Hz.Ümmü Habibenn hayatı,Hz.Ümmü Habibe kimdir ve hakkındaki bilgiler nelerdir buyrun istifadeediniz
ÜMMÜ HABiBE RAMLE (r.a)
Ümmü Habibe (r.a) Emevi kabilesinden Ebu Süfyan’ı n kızıdır. Hicretin altıncı veya yedinci senesinde Resulullah (s.a.v) Efendimizle evlenmiÅŸlerdir. Babası Ebu Süfyan ve kabilesi AbduÅŸems, ilk zamanlarda, Resulullah’ın (s.a.v) kabilesi Beni HaÅŸim’e İslam’a ve İslam’ın yüce Peygamberi Hz. Muhammed’e (s.a.v) ÅŸiddetle düşman idiler.
İslam’ı ve İslam’a daveti durdurmak ve İslam’ı yok etmek düşünce ve kararındaydılar. Ancak buna muaffak olamıyorlardı. Derin bir umutsuzluk ve hüsranla gerilemek mecbriyetinde kalıyorlardı. Mekke’nin erkek ve kadınları müslüman oluyorlardı. Hatta Ebu Süfyan’ın kızı Habibe de bunlar arasında bulunuyordu.
Kocası CahÅŸ oÄŸlu Ubeydullah ile dinleri uÄŸrunda, babasının yüzünü görmemek için HabeÅŸistan’a kaçmıştı. Kocası da, kendisi de müslüman olarak HabeÅŸistan’a hicret ettiler. Ne hazindir ki sonraları kocası, mübeccel ve muazzam dinini terkederek Hristiyan oldu. Bunun üzerine Ümmü Habibe (r.a) ondan uzaklaÅŸtı. Bir daha onu yanına asla yaklaÅŸtırmadı.
Yüce İslam dini yolunda çok zahmetler çekti. Bir taraftan kocasından ayrılmış, yalnız, hamisiz ve bakımsız kalmıştı. DiÄŸer taraftan da KureyÅŸ’in baÅŸ kumandanı ve harp meydanlarının kahramanlarından olan babası Ebu Süfyan’ın ve annesi Hind’in, kendisine yapacakları kötülüklerden korkuyordu. Ümmü Habibe (r.a) bu korkulara raığmen dinini de muhafaza ediyordu. Ancak sabrı günden güne daralıp tükeniyordu. Kocası mürted olduÄŸu halde HabeÅŸistan’da öldü. Yalnız, kimsesiz ve garip olarak yaÅŸamaya devam etti. Ne yapacağını bilmiyordu. Her iÅŸini Allah’a (c.c) havale etti :
“Kim ki Allah’a tevekkül ederse, Allah ona kafidir.” (Talak Suresi – 3)
Hakikaten Allah (c.c) ona kafi geldi ve onun kefili oldu. Onu korudu. Şöyle ki : Resulullah (s.a.v) onun üzgün ve müteessir halini iÅŸitti. Büyük kalbi onun için üzüldü. Bu güne kadar çekmiÅŸ olduÄŸu üzüntülerin karşılığını vermek istedi. Derhal HabeÅŸistan İmparatoru NecaÅŸi’ye bir mektup yazarak :
“Vekilim olarak Ümmü Habibe’yi bana al.” dedi. NecaÅŸi Resulullah ‘ın (s.a.v) bu haberini Ümmü Habibe’ye (r.a) iletti. Ümmü Habibe (r.a) nerede ise sevincinden uçacaktı. Kalbi sürurla doldu, mesrur oldu. Ne kadar memnun kaldığını ancak Allah (c.c) bilir. NecaÅŸi ona izzet ve ikramda bulundu. Resulullah’ın (s.a.v) yerine ona 400 dinar mihr-i müaccel ile birçok hediyeler verdi. Ona ikramda bulundu ve Hasna oÄŸlu Serahbil ile Medine’ye yollandı. Medine’ye vardığı zaman Resulullah (s.a.v) ile akd-i nikah yapıldı. Nikahı, kendisine en yakın akrabası olan Hz. Osman (r.a) kıydı.
Dünyanın en akıllı ÅŸahsiyetleri bile bu büyük siyaset karşısında aciz kalır. EÄŸer Alah’ın (c.c) nusreti olmasaydı Hz. Muhammed (s.a.v) de bu siyasette muaffak olabilirmiydi? Resulullah (s.a.v) bu evlenme ile kendine karşı olan Emevilerin düşmanlığını biraz da olsa hafifletti. Rivayet ediliyor ki:
İslam düşmanı Ebu Süfyan bu haberi iÅŸittiÄŸinde Resulullah’ı (s.a.v) ÅŸu sözleriyle övdü :
“O baÅŸ kumandandır, emirdir. Onun kolunu bükebilen var mıdır?” Böylece eniÅŸtesi Hz. Muhammed (s.a.v) ile iftihar etti.
Bu evlilikle Resulü Ekrem (s.a.v), O sabırlı mücahideyi büyük bir darlıktan kurtardı. Åžerefli ve büyük kabul edilen bir ailenin kızı olduÄŸu için onu kendine küfüv olarak seçti. Çünkü küfüv olmayan birisiyle evlenmiÅŸ olsaydı Emeviler bir fitne kaparacaklar : “Bizim ÅŸerefimiz payimal oldu.” yaygarasını çıkartarak kavimlerini, yardımcılarını ve bütün Arab alemini henüz pek kuvvetli olmayan Müslümanların aleyhine kışkırtacaklardı.
Resulullah (s.a.v) Efendimiz bu hanımla evlendiÄŸinde Ümmü Habibe (r.a) 55 yaşındaydı. Durum bundan ibaret iken iftiracıların ; “Bu kadar çok evlenmeler nefisperestliktir.” sözlerinin ne kıymeti kalır? Ey inatçı müfteriler!.. Dikkat ediniz, bütün bu evlenmeler Hz. Muhammed (s.a.v) elli-altmış yaÅŸları arasında iken olmuÅŸtur. Hz. AiÅŸe (r.a) hariç diÄŸer zevcelerin hepsi de dul ve yaÅŸları da ellibeÅŸten aÅŸağı deÄŸildi. Bazılarının da birkaç tane yetimi vardı. Bu yaÅŸta , bu ÅŸartlar altında yapılan evlenmeyi eÄŸer ÅŸehvetperestlikten baÅŸka bir sebeb hamletmezseniz sizin asla insafınız yoktur ve artık yok olsun!…
Resulullah (s.a.v) birden fazla evlenmesinde birçok yüce hikmet ve insani gayeler vardır. Öyle ki, eğer bu dine ve onun saliklerine hased edenler o hikmetleri bilmiş olsalar, derhal bu dinin azametinin ve kudsiyetinin önünde secdeye kapanırlar ve aciz olduklarını itiraf ederlerdi. Gerçeğin şu ilahi emirde açıklanmış bulunduğunu kabul ederlerdi :
“Allah katında din, şüphesiz İslamiyettir.” (Ali İmran Suresi – 19)
Ümmü Habibe (r.a.) Validemizden sadır olan bir hadiseye temas etmeden geçemiyeceÄŸim. şöyle ki : Bir gün, o vakitte, küfrün direÄŸi olan Ebu Süfyan, kızı Ümmü Habibe’yi dininden caydırmak için evine geldi. Orada bulunan yatağın üzerine oturmak istedi. Ümmü Habibe (r.a) hemen yatağı kaldırdı. Ebu Süfyan :
- “Kızım, yatağı mı bana layık görmüyorsun, yoksa beni mi yataÄŸa layık görmedin?” dedi.
Ümmü Habibe :
- “Senin o yataÄŸa oturmanı layık görmüyorum. Çünkü o yatak Resulullah’ın (s.a.v) oturdugu yataktır. Sen oraya oturamazsın, zira müşrik ve necissin!..” dedi.
Ebu Süfyan öfkelendi ve :
- “Benden ayrıldıktan sonra sana ÅŸer isabet etmiÅŸ dedi.”
Ümmü Habibe :
- “Hayır … Bana ÅŸer deÄŸil hayır isabet etmiÅŸtir.” diye cevap verdi.
İslam tarihi bu büyük olayı kaydeder. Bu hadise, iman nuru ile dolu olan nefislerin kuvvet ve aksiyonunu gösterir. Öyle aksiyon ki, insanın gönlündeki davası uÄŸrunda, gözünde olan her ÅŸeyi terkettiÄŸini gösterir. Hatta babasını, evladını ve ecdadını dahi…
Ümmü Habibe (r.a.) Validemiz bu sözlerle babasına büyük bir ders vermiÅŸti. Öyle bir ders ki, o zamanın küfür reisi olan Ebu Süfyan’ın (r.a) kuvve-i maneviyesini sarstı ve temelinden tahrip etti. Onu umduÄŸundan mahrum olarak geri çevirdi. Artık kızına bile sözü ve tahdidi geçmiyordu. Mü’minler bu hadiseyi duyunca Ümmü Habibe’nin (r.a) ÅŸanı daha da yüceldi. Herkes ona daha çok izzet ve ikram etmeye baÅŸladı. O’nun ÅŸahsında İslamın kahraman ruhu ta’zim ve tebcil edildi.
Daha sonra babası Ebu Süfyan, İslam nuru ile müşerref oldu. Müslümanlığı da ciddileÅŸti. O, Resulullah ‘tan (s.a.v) çok iyilikler görmüştü. Mekke’nin fetih gününde Hz. Muhammed (s.a.v) onu taltif etti. Şöyle ilan ettirdi :
- “Mescid-i Haram’a ve Ebu Süfyan’ın evine sığınanın hayatı garanti edilmiÅŸtir.
İşte yüce İslam dini böyledir. Daima kötülükleri affeder ve iyilikle mukabelede bulunur. Herkese müstahak olduğu derece ve mertebeyi verir. Mümkün olduğu kadar müsamaha eder.
Ümmü Habibe (r.a) ile Resulü Ekrem’in (s.a.v) evlenmesi, Efendimizin büyüklüğüne, çok derin basiret sahibi bir kiÅŸi olduÄŸuna ve dürüst bir rey’e malik bulunduÄŸuna en açık delildir. Mü’minler için O ne derece merhametliydi. Allah (c.c) bütün müslümanlardan ve anneleri Ümmü Habibe Remle’den razı olsun!.. Amin…